03 May 2022

Ordu Üniversitesi Cumhuriyet devri Türk edebiyatı şiir tahlili

Ordu Üniversitesi Cumhuriyet devri Türk edebiyatı şiir tahlili

Yunus Emreler, Pir Sultan Abdallar, Karacoğlanlar ve diğer halk ozanları, yaşadıkları dönemden asırlar sonra şiirlerinin okunacağını ve türkülerinin söyleneceğini bilemeden şu yalan dünyadan göçüp gittiler.
Yaşarken, şiirlerimin okunduğunu ve türkülerimin çalıp söylendiğini görmek benim için oldukça sevindirici.
Dün aldığım bir habere göre Ordu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde Cumhuriyet devri Türk edebiyatı şiir tahlili final ödevi konusu olarak edebi çalışmalarımın ve şiirlerimin gündeme gelmesi, benim için oldukça mutluluk verici.
Araştırmayı yapan değerli Prof.Dr. Salih Okumuş’a ve araştırmacı Aslıhan Kuşçu'ya çok teşekkür ediyorum.
Yekta Aydın İstinye. 03.05.2022. Salı.

T.C. ORDU ÜNİVERSİTESİ
FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ
TÜRK-DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ
CUMHURİYET DEVRİ TÜRK EDEBİYATI-1 ŞİİR TAHLİLİ
FİNAL ÖDEVİ
DERSİN HOCASI: Prof.Dr. Salih OKUMUŞ HAZIRLAYAN: Aslıhan KUŞCU
18130200028

YEKTA AYDIN’IN SANA GÖNLÜM DOĞRULMAZ ŞİİRİ TAHLİLİ

Yekta Aydın’ın Hayatı;
1950 yılında Yeşilce’de doğan Yekta Aydın, ilk ve orta öğrenimini Yeşilce ve Mesudiye’de, öğretmen okulunu Perşembe’de, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünü Ankara’da, lisansını da Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tarih bölümünde bitirerek yüksek öğrenimini tamamladı.
Mesudiye Lise ve İlçe Milli Eğitim Müdürü iken 1984 yılında İstanbul Yeni Levent Lisesi’ne atandı. 1993 yılında yabancı dil ağırlıklı Şişli Çağlayan Lisesi’ne müdür olarak atandı. Buradan 2000 yılında emekli olarak Beşiktaş Özel Yıldız Koleji’nde müdürlük görevine başladı.
2004-2009 yılları arasında Yeşilce Belediye Başkanlığı’na, 2010-2012 yılları arasında CHP İstanbul İl yönetimine seçildi. 2011 Genel seçimlerinde CHP İstanbul İkinci Bölgeden milletvekilliğine adaylığını koydu.
İstanbul ve Ordu’da çeşitli kooperatif, vakıf, platform ve derneklerden oluşan sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaptı. Gençliğinde futbol ve voleybol oynadı. Satranç ve briç müsabakalarına katıldı.
Halk müziği ile ilgilendi. Bağlama çalarak kendi beste çalışmalarını sürdürdü. Sözleri ve müzikleri kendisine ait olan, Türk halk müziği sanatçısı kardeşi Hürdağ Aydın’ın da yorumladığı ‘’Türkü Tadında’’ adlı ilk albümünü Çınar Müzik aracılığı ile piyasaya çıkardı.
Yaklaşık 15 yıldır aralıksız Mesudiye’nin Sesi Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Yekta Aydın, çeşitli uluslararası edebiyat festivallerine, yöresel şenliklere, radyo ve televizyon programlarına davetli olarak katılarak ödüller aldı. Şiirlerinin bir kısmı çeşitli anatoloji, gazete ve dergilerde yayımladı, bestelendi, dereceye girdi ve yabancı dillere çevrildi.
Gül Dalı, Yayla Yeli, İnsan İlişkilerimiz, Işıksız Köyler, Gökten Sevgi Yağsın Yere, Dostun Yolu Uzun İnce adlı şiir kitapları ile Mesudiye-İstanbul, Ordudan Daha Yakın adlı değerlendirme ve Hayatıma Yön Veren Özlü Sözler ve Şiirler adlı sekiz kitabı yayımlanmıştır. Göle Düşen Damla yazarın dokuzuncu kitabıdır.
Yazar, İkbal Hanım’la evli olup, Özgür ve Ümit adlı iki oğlan babasıdır.

SANA GÖNLÜM DOĞRULMAZ

Şu yalancı dünyada,
Sana gönlüm doğrulmaz;
İki cihan bir olsa,
Yine gönlüm doğrulmaz.

Akan dereler coşsa,
Dört kıyın dolup taşsa;
Kervanın dağı aşsa
Yine gönlüm doğrulmaz.

Ya konar ya göçerim,
Kederimden içerim;
Belki güler geçerim
Yine gönlüm doğrulmaz.

Dur demedin diline,
Ne geçti ki eline
Üzülürüm haline,
Yine gönlüm doğrulmaz.

Yekta Hoca dost ile
Dost ile düşman el ele;
Yıllar geçse de bile
Yine gönlüm doğrulmaz.

(İstinye Bayırı, 24.04.2014 Perşembe, Saat 17.00 )
(Şiir Göle Düşen Damla Kitabından alınmıştır.)

Şiirin dili sade ve anlaşılırdır. Halk şairi olduğu için insanların anlayacağı bir üslupla şiirlerini kaleme almıştır. Şiirinde özlü sözler, deyimlere başvurmuştur.
Şair şiirinde kendi duygu ve düşüncelerini ifade ettiği için ruh halini yansıttığını görüyoruz.
Mısra sonlarındaki ses benzerliklerine dayanan kafiye düzeni ahengi sağlamıştır.
Şiirin kafiye düzeni;
1.dörtlük çapraz kafiye
2.3.4.5.dörtlükler düz kafiye şeklindedir.
REDİF VE UYAK;
1)Şu yalancı dünyada
İki cihan bir olsa a yarım uyaktır.
2) Akan dereler coşsa,
Dört kıyın dolup taşsa;
Kervanın dağı aşsa -sa redif , -ş yarım uyak
3) Ya konar ya göçerim,
Kederimden içerim;
Belki güler geçerim -erim’ler redif, -ç yarım uyak
4) Dur demedin diline,
Ne geçti ki eline
Üzülürüm haline -ine redif, -l yarım uyak
5) Yekta Hoca dost ile
Dost ile düşman el ele;
Yıllar geçse de bile -le tam uyak
ŞİİR TAHLİLİ
Şu yalancı dünyada,
Sana gönlüm doğrulmaz;
İki cihan bir olsa,
Yine gönlüm doğrulmaz.
‘’Şu yalan dünya’’ şair bu ifadesiyle dünyanın koca bir oyun ve yalandan ibaret olduğunu vurgularken karşıdaki gönlünü kıran kişiye gönlünün doğrulmayacağını ifade etmiştir.
‘’İki cihan bir olsa’’ ifadesi ile de şair kesinlikle yapmayacağı eylemi bize aktarırken sözünü kuvvetlendirmek için bu ifadeyi kullanmıştır. Hem dünyada hem de ahirette yine de kalbinin ısınmayacağını, düzelmeyeceğini dile getirir.
Mısra’nın geneline bakıldığında şair gönlünün kırıldığını, yalancı dünyada da ahirette de gönlünün düzelmeyeceğini vurgulamıştır.
Akan dereler coşsa,
Dört kıyın dolup taşsa;
Kervanın dağı aşsa,
Yine gönlüm doğrulmaz.
Normal seviyede akan dereler seyrini değiştirip taşsa bile içinin bahsettiği kişiye ısınmayacağından söz etmiştir. Çünkü bir kere gönlü kırılmıştır. Şairin ‘’dört kıyın dolup taşsa’’ diye kastettiği yüksek ihtimalle denizdir. Kırgınlığı o kadar büyüktür ki dünya yerle bir olsa da gene de içi ısınmaz.
‘’ Kervan’ın dağı aşsa’’ ifadesi ise şöyle açıklanabilir; Dağ büyük ve aşılması zor bir yerdir. Kervanın ifadesi ile de yükü kastetmiş olabilir. Yükün ile o koca dağı aşsa gitse bile dağın en yüksek tepesine de çıksa dahi gönlünün doğrulmayacağını ifade etmiştir.
Ya konar ya göçerim,
Kederimden içerim;
Belki güler geçerim,
Yine gönlüm doğrulmaz.
‘’Konar göçerlik’’ ifadesi ise şöyle açıklanabilir, yılın belli mevsimlerinde ya da zamanında yer değiştirmek maksadıyla şehir şehir dolaşan kuşları ifade etmiş olabilir. Şair de o kuşlar gibi ya kalırım ya da giderim diye ifade etmiştir. İçimin acısından içerim, içerken de belki o an aklıma gelirsin ama güler geçerim ama yine de affedemem demek istemiştir.
Dur demedin diline,
Ne geçti ki eline;
Üzülürüm haline,
Yine gönlüm doğrulmaz.
Söz ağızdan çıkmadan o bizim esirimizdir, söz ağızdan çıktıktan sonra biz onun esiri oluruz. ‘’Dur demedin diline’’ derken şair, kendini tutamadın dilinle niyetini belli ettin gereksiz yere kalp kırdın demek istemiş olabilir. Bunu yaptın ama eline ne geçti ki durduk yere kalp kırdın. Bu yaptığı için haline üzülmüş ama ne yapılabilir ki elden bir şey gelmez. Çünkü insanın niyeti diline yansımıştır bir kere o yüzden kırılan kalp bir daha düzelmez.
Yekta Hoca dost ile
Dost ile düşman el ele;
Yıllar geçse de bile,
Yine gönlüm doğrulmaz.
Şair burada kendi adını geçirerek dost ile el ele olduğunu fakat dostunun ya da dost olarak gördüğü kişinin aslında düşmanla bir olduğunu dile getirmiştir.
Geçmişe mazi derler. Şair ne kadar zaman geçerse geçsin asla gönlünün doğrulmayacağını vurgulamıştır.
Şiirin geneline bakıldığında dünyanın yalan geçici olduğunu, ahirette de fani dünyada da gönül kırmaya gerek olmadığını, mühim olanın gönül kırmamak olması gerektiğini, dilimize hakim olmamız gerektiğini ve her ne olursa olsun insan kalbinin bir kere kırıldığını ve kırılınca da kolay kolay kalbinin düzelmeyeceğini dile getirmiştir.
Gönül kırmadan da hoş laf, güzel sözle de her şeyin hallolabileceği mesajını vermiştir.
Mevlana’nın dediği gibi ‘’ İnsanda güzel olan yüzdür. Yüzde güzel olan gözdür. Ama insanı insan yapan ağzından çıkan sözüdür. Bu sözden de yola çıkarak güzelliğin bile fayda etmediğini insanı insan yapan en büyük unsurun dili olduğunu, söylediği sözler olduğu anlamını çıkarabiliriz. ‘’Yeter ki gönüller bir olsun.’’ deyimini kullanmak doğrudur.
Gönül kırmak çok kolay bir sözle kalp kırılır ama gönül almak çok zordur. Şiirin bütününde de bundan bahsedilmiştir.
Yazarın şiir ile ilgili notu;
Dünyada ne olursa olsun ama gönüller kırılmasın. Büyük tasavvuf şairi Yunus Emre, ‘’Gönüller almaya geldim,’’ dediğine göre, demek ki insan yaşamında gönül almanın oldukça büyük bir önemi var. Gönüllerin kırılması çok kolay, onarılmasının da oldukça zor olduğu bilinmelidir. Bu nedenle insan ilişkilerinde gönül rızasını dikkate almanın ayrı bir güzelliği vardır. Gönülden gönle köprüler kurma çabaları varken, kolaylıkla gönül kırabilenleri anlayabilmekte güçlük çektiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.