Köy Enstitüleri Gerçeği ve Fikri Taştemel

ÖNSÖZ

Toplumsal hafızamızın zayıflığı oldukça yaygın bir kanıdır. Fikri Taştemel’in öyküsü ise hafızamızı tazelemeye yöneliktir. Erzincan Zelzelesi, İkinci Dünya Savaşı, 1960 İhtilalı, 12 Mart girişimi ve 12 Eylül darbesi sürecindeki bireysel ve toplumsal yaşamın özetlerini kapsamaktadır.

Anadolu’nun kuş uçmaz, kervan geçmez bir bölgesinde dünyaya gelen bir çocuğun, tüm olumsuzluklara karşın krizleri nası l fırsata çevirdiğini adeta yaşayarak öğreneceksiniz. İnsan yaşamında azmin, kararlılığın, sabrın, direncin, hoşgörünün, umudun, cesaretin, dürüstlüğün, özgüvenin, programlı, disiplinli çalışmanın bireyi nasıl başarıya götürdüğüne tanık olacaksınız.

Köy enstitülü Fikri Taştemel’in öyküsünü; henüz hedef belirleyemeyenlerin, yol yordam bulmakta güçlük çekenlerin ve kendisini bir arayış içersinde bulanların mutlaka okuması gerekmektedir.

Toplumsal açıdan ise; toplum kalkınmasında eğitimin öneminin vurgulanması oldukça çarpıcıdır. O dönemlerde eğitim denince akla köy enstitüleri geliyordu. Anadolu’nun ancak 21 yerinde yakılan bu çoban ateşlerinin etkisi çok kuvvetliydi. O kadar kuvvetliydi ki o sıcaklık, okyanus ötesini bile tedirgin ediyordu. Fikri Taştemel’ler bu okullarda eğitim görüyorlardı.

Onlar; yiğittiler, inançlıydılar, omurgalıydılar, tutarlıydılar, haktan yanaydılar ve üretkendiler. Hepsinden de öte onurluydular. Bu nedenle kendilerine çok güveniyorlardı. Kendilerine olan güvenleri, onları çok güçlü kılıyordu. Onlar;
  • İtaat etmeyi değil saygı çerçevesi içerisinde itiraz etmeyi,
  • Zulme boyun eğmeyi değil baş kaldırmayı,
  • Teslim olmayı değil özgür olmayı,
  • Stok etmeyi değil paylaşmayı,
  • Hazırı tüketmeyi değil üretmeyi,
  • Öldürmeyi değil yaşatmayı,
  • Çirkinleştirmeyi değil güzelleştirmeyi,
  • Kul olmayı değil özgür birey olmayı,
  • Kırıp dökmeyi değil onarmayı,
  • Fırsatçılığı değil empati kurmayı öğrenmişlerdi.
Öğrendiklerini de bu yurdun çocuklarına öğretmeye ve toplumu daha da ileriye taşımaya çalışıyorlardı. Başka bir hesapları kitapları yoktu. Hele de kendilerini hiçbir şekilde düşünmüyorlardı. Mesele bundan ibaretti.

O dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, köy enstitüleri için:
“ Köy enstitülerinin bütün günahı benim omuzlarıma, sevabı da başkalarına olsun. O kurumların günahı bile bana yeter.” diyordu.
Parlamentoda yıllardır Van Milletvekili olarak görev yapan meşhur toprak ağası Kinyas Kartal, köy enstitülerinin kapanmasına ilişkin olarak bir gazeteye verdiği röportajda:
“ Köy enstitülerinin kapatılma nedeni, komünizm ya da karma eğitim değildi. Ben Moskova Üniversitesinde okudum, iyi bilirim. Bu okullarda komünizmle ilgili bir şey yoktu. Köy enstitülerini, doğudan on, birde Eskişehir’den olmak üzere toplam on bir toprak ağası olarak 1950 seçimleri öncesi, Demokrat Partiyle oy için pazarlık ederek biz kapattırdık. Çünkü bize bağlı olan köylerde önceden halk her şeyi bize danışıyordu. Bu uygulamadan sonra artık onlara danışır olmaya başladılar.”diyordu.

Keyifli okumalar. Esen kalın.

01.01.2019
YEKTA AYDIN
İSTİNYE

Eserlerim