Eğitimcinin Not Defterinden
ÖNSÖZ
2002 – 2019 Yılları arasında Mesudiye Gazetesinin bana ayrılan EĞİTİMCİNİN NOT DEFTERİ adlı köşesinde tam 18 yıl aralıksız olarak yazılarımı yazdım. Yazılarım, ayrıca Mora ve Heybe dergilerinde de yayımlandı. Yazdığım yazılarla yaşadığım döneme ışık tutmaya çalıştım. İçinde bulunduğumuz tarihi döneme tanıklık etmeye özen gösterdim.
Bu yazılar, çıkaracağım kitabın ana unsurunu oluşturdu. Gelecek kuşakların yararlanabilmesi için böyle bir çalışmanın gereğine inandım.
Güç koşullar altında yaptığım bu çalışmamda objektif olmaya özen gösterdim. Kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmaya çalıştım. Ancak suya sabuna dokunmadan yapacağım bir çalışmanın da oldukça yavan kalabileceğini düşündüm.
Kitabımı monotonluktan kurtarmak için farklı konuları aynı potada eritmeye çalıştım. Çeşitlilikleri ve farklılıkları zenginliklerimiz olarak kabul ettiğimden, kitabımda değişik unsurlara oldukça fazla yer ayırdım. Bu durumun da kitabıma ayrı bir çeşni katacağını düşündüm.
Kitabımın asıl teması, insan ilişkilerinden kaynaklandı. Bireyin eğitimi, sağlığı, toplumsal yaşama uyum sağlaması, bireyin bireyle ve bireyin toplumla olan ilişkileri kitabımın özünü oluşturdu.
Bu çalışmamda; yaşadığım süre içersindeki edindiğim bilgi birikimi, yaşanmışlıklar, duygu, düşünce, tecrübe ve kazanımlarımın okurlarımla paylaşımını amaçladım. O nedenle kitabımda birey ve toplum yaşamını konu alan; tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, eğitim- öğretim, sağlık, ulaşım, siyaset, sosyal yaşam, kültür, edebiyat ve sanat gibi etkinliklere ağırlık vermeye çalıştım. Bu çalışmaları yaparken de; makaleler, öyküler, röportajlar, anılar, değerlendirmeler, atasözleri, özlü sözler ve şiirler gibi edebi türlerden yararlandım.
Kitabımda, akıcı ve sade bir dil kullanmaya çalıştım. Üslubumda; onarıcı, yapıcı, bilgilendirici, uyarıcı, düşündürücü ancak ötekileştirici, dışlayıcı ve ayrıştırıcı olmayan bir yaklaşımda bulunmaya özen gösterdim. Toplumun daha geniş bir kesimini kucaklayarak bireyleri; objektif olarak gözlem yapmaya, pozitif düşünmeye, vicdan muhasebesi yapmaya ve toplumsal sorunlarda da analitik bir çözüm bulmaya yöneltmeyi amaçladım.
Yazılarımda;
- Biz neyiz, kimiz, ne yapmalıyız, nasıl olmalıyız?
- Neden, niçin ve nasıl kendimizi başkasının yerine koymalıyız?
- Huzuru barışı ve paylaşmayı nasıl sağlayabiliriz?
- Yaşamı nasıl kolaylaştırabiliriz?
- Dostluk ve kardeşliğin kapılarını nasıl aralayabiliriz?
- Hak hukuk ve adalete neden gereksinim duymalıyız? Gibi sorulara yanıt aramayı amaçladım.
Yazılarımı değerlendirirken yazıldığı tarihin, olayın geçtiği mekânın ve o dönemin koşullarının dikkate alınması, okurlarımın daha sağlıklı bir sonuca ulaşmalarını sağlayacaktır.
Yazılarımı; farklı zaman, farklı mekân ve farklı bireylere ilişkin olarak yazdığımdan, kitabımın adını “ EĞİTİMCİNİN NOT DEFTERİNDEN” diye belirledim.
“ EĞİTİMCİNİN NOT DEFTERİNDEN” Adlı on ikinci kitabımı çıkarırken çok değerli dostlarımdan maddi ve manevi destekler de aldım. Kitabımın finansmanının büyük bir bölümünü değerli iş adamımız Sayın Seyfettin Yıldırım’ın karşılamasından büyük bir mutluluk duydum. Bunun dışında değerli iş adamlarımız Nisbet Köleoğlu ve Ümit Taştemel İşler’e de katkıları için çok teşekkür ediyorum. Matbaa aşamasında Özcan Öztay, yazılarımın düzenlenmesinde Ümit Aydın ve Murat Eryılmaz’ın katkıları ise elbette ki unutulmayacaktır..
Kitabımın; torunlarım Ege Ümit Aydın, Evren Yekta Aydın ve geleceğimizin güvencesi olan diğer yavrularımızın gelişip güçlenmelerine, bilgi sahibi olmalarına katkı koymasını diliyorum.
EĞİTİMCİNİN NOT DEFTERİNDEN
Yaratılış gayemiz, ait olduğumuz evrende tüm insanlığa ve diğer yaratılanlara hizmet edebilmek ve içinde yaşadığımız topluma Işık tutabilmektir. Bunun için de sağlıklı bir eğitimden geçmemiz, bilgi birikimimizi artırarak nitelikli bireyler olmamız gerekmektedir.
İnsanlığın hak ettiği düzeye ulaşmasına, ancak bu sayede katkı sunabiliriz. Toplumun huzura, refaha kavuşmasına ve aydınlanmasına bu sayede destek olabiliriz. Bu sayede barış ve kardeşliği kalıcı kılabiliriz .
Toplumsal adaletin sağlanması ve beşeri ilişkilerin işleyişi için Yaradan, insanlığa kitaplar göndermiştir. Bu kitaplar, Peygamberler tarafından insanlığa tebliğ edilmiştir. Kuran’ın ilk emrinin;
- “ Oku.” olması, nasıl açıklanabilir ki? Hz Muhammed;
- “ İlim, Çin’deyse de gidin bulun.” derken bilimin önemini,
- “ İki günü birbirine eşit olan insan ziyandadır.” derken de çalışmanın ve tasarrufun önemini vurgulamaktadır. Ayrıca Hz. Ali’nin;
- “ Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum.” demesi de oldukça düşündürücüdür.
Hz. Mevlana’nın aşk yolculuğu, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’nin hoşgörü enginliği ve Yunus Emre’nin de sevgi okyanusu, yüzyıllar boyu insanlar arasında gönül köprüleri kurulmasının kapılarını aralamıştır. Anadolu’nun Türkleşmesine çok büyük katkıları olan bu âlim ve mutasavvıfların öğretilerinden istifade edenler, ilahi aşkla tutuşup sonsuzluk yolunun yolcuları olmuşlardır.
İşte bu yolculardan biri de Anadolu’nun yoksul bir ilçesinden Dünya’ya merhaba diyen Sevgili Yekta Aydın hocamızdır.
Atatürk, “ Bağımsızlık benim karakterimdir.” özdeyişine uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. Toplumun aydınlık yarınlara taşınması ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması için bir dizi ilkeler ve devrimler uygulamaya koymuştur.
Bu ilke ve devrimlerin hayata geçirilmesi için de nitelikli aydınların yetiştirilmesine gerek duyulmuştur. Toplumun aydınlanma sorumluluğunu üstlenenlerden birisi de bu kitabın yazarı olan Yekta Aydın öğretmenimizdir.
Yekta Aydın, böyle ağır bir sorumluluğu yüreğinde hissederek, toplumun en kutsal mesleklerinden biri olan
öğretmenlik mesleğini tercih etmiştir. Verdiği eğitim mücadelesiyle de on binlerce aydının yetişmesine olanak sağlamıştır.
Yekta Aydın öğretmenin naif, sabırlı ve mütevazı kişiliği; bilgi derinliğinin, demokratik olgunluğunun ve aile seceresinin yüksekliğinin bir yansımasıdır.
Ne güzel bir rastlantı ki, 1963 yılında Mesudiye Ortaokulu’nda Yekta Aydın Öğretmenin, rahmetli Necati ağbeyimin sıra arkadaşı olması ise benim için ayrıcalık ve manevi bir kazançtır.
Aile büyüklerimizin yaşam zorluklarını aşma ve evlatlarına daha iyi bir gelecek hazırlama umuduyla yaptıkları tercihler, maalesef bu iki can arkadaşı birbirinden ayırmıştır.
Yekta Aydın Öğretmenimiz Ordu Perşembe İlköğretmen Okulu’na, Necati ağbeyim de Ankara Mimar Kemal Orta Okulu’na savrulmuşlardır.
Yekta Hocamızla, ancak Necati ağbeyimin 2012 Haziran ayında fırtınalı sayılabilecek bu dünya hayatına veda edip sonsuzluğa yürüyüşünden sonra tanışma fırsatını bulabildim
Farklı iklimlerin farklı kültürleri, yeni arkadaşlıklar, farklı bakış açılarıyla farklı çözüm arayışları, yaşam tercihleri de kesişmeyen iki arkadaşı, bir daha da bir araya getirememiş.
Kayıp kuşağın ayrıştırılmış aklıselim kalanlarının özü incelendiğinde ise; demokratik yaşam biçimine uyum sağlama, dostluk, barış, kardeşlik, saygı, sevgi, insan hak ve özgürlükleri gibi evrensel değerlerin üzerinde başka bir değerler silsilesine itibar edilmediği görülecektir…
Yekta hocamız, engin bilgi birikimiyle kazandırdığı kıymetli eserlerine, bir yenisini daha ekledi. “ EĞİTİMCİNİN NOT DEFTERİNDEN” adlı kitabını okudukça, onun anılarından, engin tecrübesinden ve bilgi birikiminden gerekli dersleri çıkarabileceğimizi düşünüyorum.
Mücadele sürecindeki uğradığı haksızlıkları, karşılaştığı vefasızlıkları ve ilginç bulduğu yaşanmışlıkları ise gerek gülerek, gerek düşünerek, gerekse de gözümüzde canlandırarak öğrenme olanağını bulacağız.
Ne olursak olalım. Hangi rütbeyle anılırsak anılalım. Ama asla öğretmensiz kalmayalım.
Eserleriyle bizlere ışık olan değerli hocamızı tebrik eder, saygılarımı arz ederim.
15.03.2020
Seyfettin YILDIRIM