Dünden Bugüne İzlenimlerim

ÖNSÖZ

Her şey, sevdiğim bir arkadaşımın geçenlerde sosyal medya hesabı- ma gönderdiği bir yazı ile başladı. Bu yazı oldukça dikkatimi çekmişti. Yazı, Vajrayana Kukai’nin düzenlediği nesilden nesile geçen bir Şaman öğretisiydi. İlginç bulduğum bu yazıya ilişkin geniş kapsamlı bir makale yazarak arkadaşıma gönderdiğimde onun;

“ Siz bu konuda kitap bile yazabilirsiniz.” demesi, beni bir hayli düşündürdü. Oysa yıllardır kafama takılan ancak ne olduğunu bir türlü anlayamadığım soruların yanıtını da bu öneriyle bulmuş oluyordum. Kendi kendime; “Neden olmasın” diyerek kolları sıvamaya karar verdim.

Bir tarih öğretmeni olarak kendi bilgi birikimlerimin yanında yıllardır okuyup incelediğim kaynaklardan, gazete ve televizyonlardan da yararlanarak biriktirdiğim verileri, bir potada harmanlayıp ortaya bir ürün
çıkarabilirdim.

Geçmişte yaşanılan olayları günümüzdeki dünya görüşü ve yaşam biçimi ile bağlantı kurarak ortaya bir sentez çıkarabilirdim. Çok ta iyi olurdu. Geçmişin ışığı ile geleceğin aydınlanmasına katkı koymuş olur- dum.

Böylelikle de toplum olarak uzak ve yakın tarihimiz hakkında sağlıklı bilgilere ulaşabilirdik. Bunun sonucu olarak ta yanılma ve kandırılma riskine karşı uyanık kalma şansımızı da yakalamış olabilirdik.

Bu yüzden araştırmalarımı bilimsel olarak yapmalı, sabır ve emek sarf etmeliydim. Ancak bunların dışında hesaba katmam gereken başka etkenler de vardı. Cesur ve özverili olmalıydım. Çünkü içinde yaşadığımız topluma karşı sorumluluklarım vardı. Bu sorumluluklarımı yerine getirmeliydim.

Elden geldiğince objektif davranmalı ve tarafsız yaklaşım göstermeliydim. Tarihi olayları irdelerken yer ve zaman göstererek, sebep ve sonuç ilişkilerini ortaya koymalıydım. Sürekli geçmişin üzüntüsü ve geleceğin kaygısıyla yaşanamayacağına göre, arada çeşni olsun diye çalışmamı küçük yaşam öyküleri ile zenginleştirmeye özen gösterdim. Ortaya çıkardığım ürün, belki de böylelikle tek düzelikten kurtulmuş olurdu.

Bu temel anlayışın ışığında dünden bu güne çıktığım tarihi yolculuğun belirli noktalarında zaman zaman durup dinlenme gereksinimi de duydum. Durduğum bu tarihi kavşak noktalarından günümüzü gözlemlemeye çalıştım.

Türklerin İslamiyet’ten önceki yaşam biçimleri, İslamiyet’in doğuşu ve yayılması, Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri, Anadolu’yu yurt edinmeleri, kurdukları imparatorluklar ve en son kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin günümüze kadar uzanan süreci, bu tarihi yolculuğun kavşak noktalarını oluşturuyordu.

Elbette ki tarihi olayların cereyan ettiği coğrafyanın da önemi vardı. Bu nedenle de en son yurt edindiğimiz Anadolu’nun coğrafi konumunun özellikleri ile işe başlamanın doğru olabileceğini düşündüm.

Çalışmalarıma ne kadar özen göstersem, titiz davransam da gözden kaçırmış olabileceğim imla hatalarım ve harf eksikliklerim olabilir. Bunlar da sözcüklerin anlamlarını etkileyebilir. Bütün bu eksiklikler için şimdiden özür diliyorum.

Çalışmamın son kısmında ise yararlandığım kaynakları, yazarları ile birlikte okuyucularımın bilgilerine sunmaya çalıştım. Bu seçkin yazarlarımıza ortaya koydukları eserleri için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Bu çalışmamı, torunlarım Ege ve Yekta’ya armağan ediyorum. Ege’nin doğum günü olan 1 Kasım Perşembe günü, benim de kitabı basımevine götürdüğüm gündü.

01.11.2018

YEKTA AYDIN- İSTİNYE

Eserlerim